Filistin hakkındaki her haber, her bilgi çoğu kulaklar için artık bir gürültüden ibaret. Ekranın altından akan yazılar, sosyal medyadaki hassas birkaç görüntü, sonra başka bir gündem. Oysa asıl felaket bu haberler kadar görünür değil: Alışıyoruz.
Alışmak, insanın hayatta kalma refleksi olabilir pekâla fakat bazı acılara alışmak insanlığın sonunu işaret eder. Her gün ölen çocuk sayısını takip eden medya artık sayılardan utanmayı bırakmıştır.
Filistin meselesinde sanki bir “taraf” kalmış gibi konuşulduğu oluyor. Bu dil meselenin kendisini kısıtlıyor zira bir çocuğun tarafı olmaz. Bir hastanenin de ideolojisi yoktur. Bomba sesleriyle çocuğunu uyutmaya çalışan annenin, bilmem kaç yüzüncü cenazenin tuttuğu bir taraf kalmamıştır. Taraf tutmaktan söz edilince dünyanın unuttuğu şey şudur ki, insan olmak başlı başına bir taraftır. Tarafsızlık bu noktada erdem değil, konforlu bir kaçış olur.
Meselenin hukuki niteliği bambaşka elbette; acı olan, hukukun bu konforlu kaçışlara eşlik etmesi. Uluslararası hukuk yazıda korunur, kürsülerde dile gelir ama Filistin’e gelince susar. Savaş suçunun adı yalnız bu noktada anılmaz. Sivillerin korunmasından bahsedilmez.
Halbuki hukuk güçlüye karşı işletilmediğinde adalet olmaktan çıkar, vitrinde duran bir kavrama dönüşür. Konforuna düşkün bizler buna, “karmaşık bir mesele” deyip geçmeyi tercih ederiz.
Anlamamız gereken ilk nokta, Filistin’in bir “son dakika”dan ibaret olmadığı. Filistin’in hikayesi yıllardır süren ve her seferinde unutturulmak istenen bir hikaye. Acı hatırlandıkça gerçek kalır.
Hafıza burada politik bir amaç değil, ahlaki bir sorumluluktur. Filistin’i hatırlamak rahatımızı bozduğu için unutmayı seçmek, acıyı görmeye yarayan vicdanımızı rahatsız etmelidir.
Filistin bize dünyanın nasıl işlediğini mi gösterir yoksa insanların nasıl unuttuğunu mu? Alışarak, susarak, hukuksuzluğu seyrederek. Hukuksuzluğu seyrederken susmaya alışarak.
Filistin bir coğrafya mı öyleyse yoksa bir eşik mi? Bu eşiği geçenler insan kalır demek ki. O halde Filistin meselesi çok daha temel, çok daha köklü bir mesele; insan olma meselesidir.
Yazar: Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi / Marmara Üniversitesi Türk dili ve edebiyatı mezunu Betül Baş





Yorum bırakın