“Gazze’den Bir Tanıklık: Çocukluğum İşgal Altında Geçti”

Gazze doğumlu Abdurrauf Alhallaq, işgal altında geçen çocukluğunu, ailesini etkileyen saldırıları ve Gazze’den uzak yaşamanın bıraktığı derin izleri anlattı.

Gazze doğumlu Abdurrauf Alhallaq, işgal altında geçen çocukluğunu anlatırken, “Benim kuşak çocukluk nedir bilemedi ve hiçbir zaman çocuklar gibi yaşayamadı” sözleriyle yaşananların ağırlığını dile getirdi. Birinci İntifada kuşağından olan Alhallaq, okul yolunda yaşadığı baskılardan ailesinin uğradığı kayıplara kadar Gazze’de tanıklık ettiği süreci aktardı.

Bize kendinizden bahseder misiniz?

1978 yılında Gazze’nin Han Yunus şehrinde doğdum. Liseyi bitirdikten sonra, 18 yaşımdayken eğitim amacıyla Gazze’den ayrıldım. Ben birinci İntifada kuşağındanım. Gazze’de yaşadığım yıllarda bölge tamamen işgal altındaydı ve işgalin bütün zorluklarını ailemle birlikte yaşadım. Bizim kuşak çocukluğun ne olduğunu pek bilemedi. Çocuk gibi yaşamak hiç mümkün olmadı. Okula giderken her gün işgalci askerler tarafından durdurulur, aranır, kimlik sorulurdu. Sürekli baskı ve eziyet vardı.

Gazze’den ayrılma süreciniz nasıl oldu?

Aslında Gazze’den öğrenci olarak ayrıldım. Okumak için geldim. Ancak tüm zorluklara rağmen şunu söyleyebilirim ki hiçbir Gazzeli, Gazze’den isteyerek ayrılmak istemez.

Aileniz Gazze’de yaşanan saldırılardan nasıl etkilendi?

Gazze’de yapılan soykırımın başında babam şehit düştü. Annem ve kardeşlerim ise evimiz bombalandıktan sonra sürekli göç etmek zorunda kaldı. Şu an çadırlarda yaşıyorlar. Çadırlar ne yazın sıcağından ne de kışın soğuğundan koruyabiliyor. Çok zor bir süreçten geçiyorlar. Yaşadıklarını ne kadar anlatsam da eksik kalır.

Gazze’ye dair en çok neyi özlüyorsunuz?

Gazze’nin havasını, denizini, Osmanlı’dan kalma kalemizi… En çok da ailemi, arkadaşlarımı ve akrabalarımı özlüyorum. Ne yazık ki Gazze’de artık havadan ve denizden başka pek bir şey kalmadı. Doğduğumuz ev, hatıralarımız ve en değerlisi babam ile birlikte şehit düşen akrabalarım ve arkadaşlarım… Onlarla cennette buluşmayı umut ediyorum.

Çocukluk yıllarınızda yaşadığınız bir anı paylaşır mısınız?

Sabah okula gitmek için kalkarsınız, üniformanızı giyersiniz. Ama ansızın işgalci askerlerin araçları gelir, yolu keser ve sebepsiz yere ateş açar. Taşla karşılık verirsiniz. Henüz 10 yaşındaki sıra arkadaşınız, komşunuz, çocukluk arkadaşınız gözünüzün önünde şehit düşer. Onu taşımak zorunda kalırsınız, kanı üzerinize bulaşır. Nutkunuz tutulur. Ama Gazze halkı, alışmak istemediği acılara zorla alıştırıldığı için hayatına devam etmek zorunda kalır. Çünkü başka bir seçenek bırakılmaz.

Gazze sizin için neyi ifade ediyor?

Gazze benim için denizin, narenciyenin ve annemin kokusudur. 7/24 semalarda uçan F-16’ların ve insansız hava araçlarının rahatsız edici sesi hâlâ kulaklarımda. İnsanların yüzlerindeki acıyı bastırmaya çalışan ama azim ve iradeyle dolu tebessümleri hiç unutamam.

İşgal döneminde yaşadığınız başka bir olay var mı?

Bir Ramazan akşamı, iftardan sonra arkadaşlarımla buluşmuştuk. Ortaokul öğrencisiydik. Sokağa çıkma yasağı vardı ama buna rağmen dışarıdaydık. Siyonist askerler sessizce yaklaştı. Kaçmaya çalıştık ama yakalandım. Dövüldüm ve yanan taşları ellerimle taşıtmaya zorlandım. Avuçlarımın derisi tamamen yandı. Uzun süre iyileşmedi. Ama yine de Gazze’yi tüm anılarıyla birlikte özlüyorum.

Hayatınızda sizi en çok etkileyen kayıp hangisiydi?

Hem komşum hem sınıf arkadaşım hem de sıra arkadaşım olan Mustafa’nın şehit edilmesiydi. Ertesi gün fotoğrafını çerçeveletip sınıfta yanıma koydum. Yıl sonuna kadar onu yanımdan ayırmadım.

7 Ekim sonrası yaşananlara dair neler söylemek istersiniz?

18 yaşımda Gazze’den ayrıldım. Bu süreçte birçok yakınımı kaybettim. 7 Ekim’den sonra yapılan soykırımda babamı, amcamın kızını, dayımın oğlunu, halamın oğlunu ve ailemden toplam 10 kişiyi şehit verdik. Nur içinde yatsınlar.

Gazze dışına çıkmak size ne hissettirdi?

Gazze’deki savaşa rağmen, ilk defa Mısır’a giderken kendimi güvende hissetmedim. İçim daraldı, sürekli geri dönmek istedim.

Dünyadan Gazze’ye gönderilen yardımlara dair ne düşünüyorsunuz?

Gazze halkının kefenlere ihtiyacı yok. Artık hayal kırıklığına uğratılmamaya ihtiyaçları var.

Vatanından uzak yaşamak size ne hissettiriyor?

Kimse isteyerek vatanından uzak yaşamak istemez. Gazze’den uzakta olmak benim içimi hep acıttı.

Burada yaşadığınız toplumsal tepkiler nasıldı?

İlk zamanlarda dil sorunu yaşadım. Zaman zaman ırkçılıkla da karşılaştım. Bu insanın içini çok acıtıyor. Ancak Türk halkı genel olarak Filistin ve özellikle Gazze konusunda duyarlı ve samimi. İnsanlar bazen dua ederek, bazen ağlayarak, bazen de sarılarak karşılık veriyor.

Filistin davası için bugün ne yapıyorsunuz?

Filistin davasını burada da yaşatmaya çalışıyorum. Her platformda Filistin’i ve Gazze’yi anlatıyor, Filistin’le ilgili düzenlenen neredeyse tüm etkinliklere katılıyorum.

Yorum bırakın