İnsan Hakları Perspektifinden Günümüzde Gazze 

Filistin’in Gazze Şeridi, İsrail’in uzun süredir devam eden çatışmaları, ablukası ve askeri operasyonları nedeniyle dünyanın en ağır insani krizlerinden birinin yaşandığı bölgeler arasında yer alıyor.

Fotoğraf: AA

Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları örgütleri, bölgede yaşayan sivillerin yaşam hakkı, sağlık hizmetlerine erişim ve güvenli barınma gibi temel haklarının ciddi biçimde ihlal edildiğine dikkat çekiyor. Gazze’de yaşananlar, insan hakları perspektifinden değerlendirildiğinde yalnızca bölgesel değil, küresel bir sorun olarak ele alınıyor. 

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 2025 yılının insan hakları açısından zor ve çelişkilerle dolu bir dönem olduğuna işaret ederek, insan haklarına karşı tutumların giderek daha fazla destek bulduğunu ifade etti. Türk, Gazze’yi “hayal edilemez acıların, kayıpların ve korkunun yaşandığı bir yer” olarak tanımladı. 

Gazze’de sivillerin temel insan haklarına erişiminin büyük ölçüde engellendiği bildiriliyor. Sağlık hizmetlerinden barınmaya, gıdaya erişimden can güvenliğine kadar birçok alanda ciddi hak ihlallerinin yaşandığı belirtiliyor. 

Siviller ve İnsan Hakları İhlalleri 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, Mart 2025 itibarıyla Gazze’de çok sayıda sivil kaybı, yoğun bombardımanlar ve doğrudan hedef alınan yerleşim saldırılarını raporladı. Raporda, sivillere yönelik saldırıların özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde sağlık ve eğitim gibi sivil altyapılara zarar verdiği ve bunun uluslararası hukukun ihlali niteliği taşıdığı vurgulandı. Hava saldırıları ve topçu atışlarının evleri, barınak olarak kullanılan okulları ve ülke içinde yerinden edilen kişilerin çadırlarını hedef aldığına dikkat çekildi. 

BM verilerine göre, İsrail’in uyguladığı çatışmalar ve kısıtlamalar nedeniyle Gazze’de çadırlarda yaşayan sivillerin barınma koşulları daha da kötüleşirken, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere savunmasız gruplar ciddi risklerle karşı karşıya bırakılıyor. 

BM Genel Sekreteri, 29 Nisan’da yaptığı açıklamada Gazze halkını, “defalarca saldırıya uğrayan, giderek daha küçük alanlara sıkıştırılan ve hayat kurtaran yardımlardan yoksun bırakılan” bir toplum olarak tanımladı. Açıklamada, “tamamen insanlık dışı yaşam koşulları da dahil olmak üzere amansız çatışma ve yıkım” ifadeleri kullanıldı. 

İnsani Yardım ve Abluka 

Uluslararası raporlar, Gazze’deki insan hakları krizini derinleştiren en önemli unsurlardan birinin abluka ve kısıtlamalar olduğuna işaret ediyor. Gıda ve barınma ihtiyacının arttığı dönemlerde temel ihtiyaç maddelerine erişimin sınırlandırılması ya da engellenmesi, temel hak ihlali olarak değerlendiriliyor. 

Gazze’de yaşayan siviller, abluka ve kısıtlamalar nedeniyle ciddi bir açlık, barınma sorunu ve hipotermi riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Tam ya da kısmi abluka sonucunda hayat kurtaran hizmetlerin engellenmesiyle birlikte kitlesel ölümlerin arttığı, İsrail’in ise uluslararası insan hakları hukukuna uymamakta ısrar ettiği belirtiliyor. 

Birleşmiş Milletler destekli Küresel Açlık İzleme Sistemi (IPC), yayımladığı raporda Gazze nüfusunun dörtte birinin kıtlık yaşadığını, önümüzdeki aylarda bu oranın daha da artabileceğini duyurdu. 

Gazze’deki insan hakları krizi, hem silahlı çatışmaların etkisi hem de ablukanın yol açtığı insani yardıma erişim engelleri nedeniyle yalnızca bir savaş bölgesi sorunu olmaktan çıkıp tüm insanlığı ilgilendiren kapsamlı bir insani kriz haline gelmiş durumda. Sağlık hizmeti, barınma, can güvenliği ve gıda gibi temel haklara erişimde yaşanan ciddi sorunlar, bölgenin hukuki ve insani açıdan en acil gündem maddelerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası toplumun, insan hakları savunucularının ve sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki rolü, mevcut krizin hafifletilmesi açısından kritik önem taşıyor. 

Haber: Çağla Demir

Yorum bırakın